Önce hipnozun ne olmadığını söyleyelim;  Hipnoz “uyku” değildir. Hipnoz, iki kişinin işbirliği ile gerçekleşir; Hipnoterapistin kişiye rehberlik etmesiyle, basit yönlendirmelerle kişiye bazı talimatlar vermesiyle oluşan bu özel ve dinlendirici zihin durumu ancak ve ancak danışanın bu sözlü yönlendirmelere gönüllü katılımla eşlik etmesi halinde oluşur. Yani bir kişi hipnoza girme konusunda işbirliği yapmadığı sürece kişiyi kendi istemediği halde hipnoza alamazsınız. Hipnoz bir zihin kontrolü değildir. Düşünsenize; hipnoz öyle bir şey olsaydı günümüzde tüm mahkemelerde birer hipnotist olurdu, sanıklar sorgulanırken hipnoza alırlardı ve sanık da bülbül gibi şakırdı. Dünyada öyle bir güç olsaydı emin olun, tüm mahkemelerde ve karakollarda hipnotistler çalışırdı. Hipnozla kişiye istemediği bir şeyi yaptıramaz, istemediği bir şeyi itiraf ettiremez, sırlarını açıklamasını sağlayamazsınız. Hipnoza girmeye yatkın olmak zayıflık değil, tam tersine zeki ve hayal etme kabiliyeti yüksek olan kişilerdir. Hipnoz sırasında kişi sırlarını açıklamak bir yana, çok daha ustaca yalan söyleyebilir zira hipnoz, konsantrasyon ve odaklanmanın en yüksek performansa ulaştığı bir zihin durumudur.

Hipnoz, istemediğiniz davranış ve alışkanlıklarınız üzerinde kontrol kazanmanıza yardımcı olan çok doğal bir zihin durumudur. Hipnoz desteği, kendinizde değiştirmek veya gelişim göstermek istediğiniz konularda etkili ve hızlı sonuçlar almanızı sağlayan terapötik bir uygulamadır.

Hipnoz Sırasında Uyuyacak mıyım? Bilincim Kaybolacak mı?

Hipnoterapi seansı sırasında bilinciniz kaybolmaz, aksine, zihniniz çok yüksek bir algılama kapasitesine ulaşır. Hipnotistin yardımıyla girilebilen bu özel zihin durumda, kişi kendi zihin katmanlarında çeşitli hayaller kurar. Hatta bu hipnotik zihin durumu o kadar doğal bir hisle yaşanır ki, kişi “Ben acaba hipnoz oldum mu?.. çünkü ben uyumadım, söylediğiniz her şeyi hatırlıyorum… sadece sizin yönlendirmelerinizle bir şeyler hayal ettim, çok da gevşemiş bir durumdaydım ama uyumadım… acaba hipnoza giremedim mi…” diye düşünebilir. Halbuki hipnotik zihin durumu bir “kendinden geçme” durumu değildir. Bildiğimiz gece uykusu gibi bir uyku hali değildir.

hipnoz
Ücretsiz Danışın

Hipnozdayken ya konrolümü kaybedersem?

Hipnoz deneyimi sırasında kişi telkine açık olmasına rağmen kendi davranışları üzerindeki kontrolünü kaybetmez. Hipnozda olan kişi uyumaz, aksine, konsantrasyonu en verimli haldedir. Hipnoz gece uykusu gibi bir uyku hali değildir. Kişi hipnotik zihin durumundayken daha sonra pişman olacağı bir davranışta bulunmaz, sırlarını kendi isteği dışında ifşa etmez. Kişinin etik ve sosyal değerleriyle çatışan ve terapi aldığı konu dışında kalan her türlü telkin, zihin tarafından geri çevrilir. Hipnoterapi sonrasında uynamamak gibi bir durum kesinlikle söz konusu değildir, çünkü hipnoz zaten "uyku" değildir. Kişinin hipnoza girmekteki başarı şansınız tamamen hipnoterapistinizle işbirliği yapma isteğinize, istekliliğinize, hipnoterapistinize duyduğunuz güven ve terapötik bağa ve hipnoza girme konusunda kendinize izin vermenize bağlıdır. Hipnozda kişi kendinden geçmez zira unutmayın ki hipnoz; "konsantrasyon ve odaklanmanın en yüksek olduğu bir zihin durumudur".
Ücretsiz Danışın

Ya Sırlarımı Açıklarsam?

İnsanların hipnoz ile ilgili en korktukları şeylerden biri sırlarının öğrenilmesi, hatta istemedikleri şeylerin yaptırılması veya hipnozdan çıkamama gibi mitlerdir. Oysa kişi kendi istemiyorsa zaten hipnoza giremez. Sanılanın aksine hipnoz bir kendinden geçme hali veya bir uyumak değildir. Hipnotik zihin durumu sırasında kişi tüm konuşulanların ve söylenenlerin farkındadır, gönüllü katılımla terapiye eşlik eder.

Kişi normalde yapmayı istemediği şeyleri hipnozdayken de yapmayacağı gibi, normalde söylemeyeceği sırlarını hipnozda da olsa söylemez. Kişi bu zihin durumundayken daha sonra pişman olacağı bir söz veya  davranışta da bulunmaz. Kişinin etik değerleriyle çatışanher türlü telkin, zihin tarafından mutlaka geri çevrilir. Hipnozun davranışımız üzerindeki kontrolümüzü kaybettiren bir durum olmadığını bilmek önemlidir. Hipnoz öyle bir şey olsaydı, düşünsenize; tüm mahkemelerde veya karakollarda birer hipnoz uzmanı görevlendirilirdi, böylece sorgulanacak kişi hipnoza alınıp tüm sırları kolayca öğrenilebilirdi öyle değil mi? Keşke öyle bir sihirli değnek olsaydı, ama hipnoz bir yalan makinası gibi çalışmaz. Yani; hipnoz filmlerde gördüğümüz gibi bir şey değildir. Superman’i seyrettikten sonra uçan insanlar olduğuna inanmadığımıza göre hipnozla insanlara istemedikleri şeyler yaptırabileceğine de inanmamız saçma olurdu.

Ya Hipnoz’dan Uyanamazsam?

Hipnozdan uyanamama gibi bir durum söz konusu bile değildir. Hipnozun tarihinde böyle bir vaka görülmemiştir. Bazı seanslar sırasında hipnotik zihin durumunun dinlendirici ve gevşetici duygusu sebebiyle kişiler bazen bir süre sonra kendi isteğiyle normal bir uyku durumuna geçebilir elbette ama kişi uyuyakalırsa zaten telkinleri alamaz. Bu yüzden hipnotist kişiyi gözlemleyerek hipnotik derinliği belli bir seviyede tutmaya özen gösterir. Zaten kişi uyusa bile bir müddet sonra hipnotik hal hafifler ve kişi zaten kendiliğinden uyanır. Kişi normal bir uyku uyuyup uyanmış olur.

Hipnoz Kontrolü Kaybetmek Değildir.

Hipnoterapist danışanın istemediği konularda telkin verme konusunda ısrarcı olursa hipnotik zihin durumu kendiliğinden yüzeyselleşir.  Hipnozda olsa bile kişi istediği zaman gözlerini açıp seansa devam edip etmeme konusunda özgür seçimini yapabilir. Seansı sürdürmek tamamen kişinin kendi kontrolündedir. Bir sinemaya gittiğinizi düşünün; sinemada örneğin duygusal bir film izlerken gözleriniz dolabilir öyle değil mi? Ya da komik bir espri olduğunda kahkaha atabiliriz. Ama filmi izlemeyi sürdürüp sürdürmeme kararı yine sizin insiyatifinizdedir öyle değil mi? İşte hipnoz da aynen böyledir. Kontrol tamamen sizdedir. Hipnotist size sadece hipnotik zihin durumunu oluşturabilmeniz için rehberlik eder. Kişi hipnoza girip girmemeye kendisi karar verir. Hipnotik zihin durumunun keyfini çıkarmaya devam edip etmemeye de kişi kendisi karar verir. Hipnoz kontrolü kaybetmek değildir. Unutmayın ki “gözlerime bak ve uyu!” gibi terimler ise sadece filmlerde olur ve gerçeklerle bağdaşmaz.

Hipnozla Zarar Görmek Mümkün mü?

Hipnozla zarar görmek mümkün değildir diyebiliriz ancak burada bir nüans var: Psikotik hastalıklarda hipnoz kullanılması uygun değildir. Örneğin şizofreni, paranoya gibi hastanın iç görüsünün kaybolduğu rahatsızlıklarda hipnoz kullanılmamalıdır. Yani hipnozu her derde deva bir sihirli değnek gibi görmek yanlış olur. Hafif depresyonda psikiyatristin ilaçla tedavisine veya klinik psikoloğun uyguladığı terapi türlerine eşlik eden bir tamamlayıcı unsur olarak faydalı olsa da, örneğin ağır depresyonda hipnoz kullanılmamalıdır ve faydası da olmaz. Hipnozu yapan kişinin sihirli güçleri olmadığını unutmayın. Hipnoz, eğitimle öğrenilebilen bir öğretidir. Biraz çalışma ve biraz da yetenek gerektirir. Unutmayın ki bir kalemi güzel bir şiir yazmak veya harika bir roman yazmak için kullanabilirsiniz ama eğer o kalemi birinin gözüne batırırsanız, kalemi zarar veren bir şekilde kullanmış olursunuz öyle değil mi? Tıpkı bunun gibi, hipnoz kendi başına tehlikeli bir şey değildir ama her şeyde olduğu gibi, hipnoz da uygun bir şekilde kullanılmadığında elbette zarar verebilir. Bir şizofrene hipnoz uygulamaya kalkmakla ona zarar verebilirsiniz. Başka bir örnek vermek gerekirse; bir masaj terapisti, osteoporoz hastası olan yaşlı birine aküpresür uygularsa bu doğru olur mu? Kısacası bir “kalem” ne kadar tehlikeliyse hipnoz da ancak o kadar tehlikelidir. Kalemden korkuyorsanız hipnozdan da korkabilirsiniz. Psikolojik bakımdan çok kırılgan olmasına sebep olan bir psikiyatrik rahatsızlığı olan birine veya psikotik bir rahatsızlıği olan birine hipnoz uygulanmamalıdır.

Kişi Kendi İsteği Dışında Hipnoza Alınabilir mi?

Hipnoz olmayı istemeyen birisini kendi isteği dışında hipnoza almak mümkün değildir. Hipnoz böyle bir şey olsaydı tüm toplumlar zombiye dönüşürdü öyle değil mi? “Kimse beni hipnotize edemez, hadi beni hipnoz et bakalım edebilecek misin” tarzındaki ciddiyetsiz taleplere hipnoz uygulaması yapmaya uğraşmak bir hipnoterapist için boşa vakit kaybetmekten başka bir şey değildir. Çünkü hipnoz, iki kişinin işbirliği ve karşılıklı etkileşimde bulunmasıyla gerçekleşir; hipnotist, hipnoza girmeye gönüllü olan kişiye hipnoza girebilmesi için rehberlik eder; basit yönergeler verir, hipnotize edilen kişi de bu yönergelere karşılık tepki verir. Yani hipnoz tamamen bir iletişim/etkileşim sürecidir. Kişi hipnoz olmak istemiyorsa olmaz. Unutmayın ki hipnoza girmekteki başarınız, hipnoterapistinizle işbirliği yapma isteğinize, hayal kurma yeteneğinize, basit talimatları uygulama konusunda gayret göstermenize ve hipnoza girme konusunda kendinize gerçekten izin vermenize bağlıdır.

Hipnoz size birçok konuda yardımcı olabilir: Hipnozun çocuklar, gençler, yetişkinler için çok büyük faydalar sağladığı bilimsel deneylerle de kanıtlanmıştır. Hipnoz desteği alabileceğiniz temel konular için iletişime geçmekten çekinmeyin.
Bireysel Seans Başvuru