Fobi Tedavisinde “Sistematik Duyarsızlaştırma”

Fobisi olan kişiler tüm kaygı bozukluklarında da olduğu gibi, korktukları uyaranın tehlikesini aslında olduğundan çok daha fazla görürken kendi baş etme yeteneklerini de olduğundan çok daha küçük görürler. Bu kişiler genelde fobik uyarandan kaçındıkları için korkularının aslında gerçek dışı olduğunu içselleştirme imkanı bulamazlar. Fobi terapisinde kullanılan yöntemlerden biri olan “Sistematik Duyarsızlaştırma” yöntemi, 1950’lerde Joseph Wolpe tarafından geliştirilen bir yöntemdir. Sistematik duyarsızlaştırma, “klasik koşullanma” ilkesine dayanan davranışçı terapi türlerinden biri olan maruz bırakma/yüzleştirme terapisidir. Bu terapi modelinde kişi kaygı oluşturan nesne, olay veya yerlere hipnoz altında yönlendirilmiş imgeleme yoluyla veya gerçek hayatta yavaş yavaş ve aşamalı olarak maruz bırakılırken, anksiyete belirtilerini azaltmak için aynı zamanda bir tür rahatlama ve gevşeme sürecine maruz bırakılır.

Uçak fobisi tedavisiSistematik duyarsızlaştırma terapisi, bir fobinin korku tepkisini işlevsel olan başka bir tepkiyle (örneğin gevşemeyle) yer değiştirmeyi sağlamayı hedefler. Yani koşullu uyaranın oluşturduğu korku tepkisinin, “karşı koşullama” kullanarak yavaş yavaş bir “gevşeme” tepkisiyle yer değiştirmesini sağlamayı hedefler. Sistematik duyarsızlaştırma hipnoz altında uygulandığında terapi süreci daha konforlu ve etkili olmakta. Biz Psikovital’de özellikle uçak fobisi terapisinde “sanal gerçeklik” teknolojisini de kullanmaktayız. Böylece kişi bu maruz bırakma terapisini terapistiyle defalarca gerçek bir uçağa binerek yapmak yerine daha az maliyetli bir şekilde, ofis ortamında, beynin gerçek bir uçuş gibi algıladığı bir sanal uçuş deneyimi ile gerçekleştirme imkanı bulur. (bkz. Sanal Gerçeklik ve Hipnozla Uçuş Korkusu Terapisi)

Fobi terapilerinde kişide eğer korku oluşturan nesne veya durumla ilgili yanlış bilgi ve inançlar varsa, kişiyle önce bu nesne veya durumların aslında bir tehlike içermediği ile ilgili detaylı ve kanıtlara dayalı bir bilgi akışı sağlanır. Fobik uyaranla ilgili yanlış bilgiler kişiyle yeterince çalışıldıktan sonra (bilişsel yapılandırma) danışanlar en hafiften en şiddetliye doğru kademeli olarak fobik uyaranla yüzleştirilir. Bu yüzleştirme (exposure) her aşamada endişe azalana veya tamamen yok olana kadar o duruma maruz bırakmaya devam edilerek yapılır. Bu maruz bırakma işlemi hayali olarak veya gerçek yaşamda yapılabilir. Biz bunu Psikovital’de hem hipnoz altında yapıyoruz hem de uygun olan fobilerde “sanal gerçeklik teknolojisi” (Virtual Reality) kullanarak yapıyoruz.

Sistematik duyarsızlaştırma terapisinin üç aşaması vardır:

Birinci Aşama:

İlk olarak danışana derin gevşetme teknikleri ve nefes egzersizleri öğretilir. Kontrollü nefes alış veriş egzersizlerinin yanı sıra gevşemiş bir beden ve zihin durumu oluşturmak için danışana meditatif teknikler öğretilerek danışanın kendi bedeni ve zihni üzerinde kontrol sahibi olma becerisi pekiştirilir. Bu adım çok önemlidir. Tahmin edeceğiniz üzere, insan bedeninde birbirine zıt olan iki duygu aynı anda barınamaz öyle değil mi? İnsan aynı anda hem “gergin” hem de “gevşemiş” olamaz.  Çünkü gevşeme, gerginliğin zıttıdır. Fobilerdeki “korku”, gerginliği de beraberinde getirir. Kişi fobik uyarana maruz kaldığında duyduğu “korku” yanıtı “gevşeme” yanıtıyla uyumsuz olduğu için, korku ile gevşeme, karşılıklı inhibisyon oluşturur. Bu yüzden gerginlik üzerinde kontrol sahibi olmak amacıyla, ihtiyaç duyulduğu anda gevşeme tepkisini tetikleyebilmeyi sağlayacak yeni ve güçlü koşullanmalar oluşturulması, önemli bir ilk adımdır. Fobi durumunda korkunun bir bileşeni olan “gerginlik” üzerinde kontrol sahibi olmak, korkuyu da söndürmeye yardımcı olur çünkü korku ile gevşeme, bağdaşmaz. Kişi gerginliği gevşeme ile yer değiştirmeyi öğrendiğinde, korku anında gevşeme oluşturmayı öğrenmek zamanla ve egzersizle, korkunun da form değiştirmesini sağlar.

İkinci Aşama:

Terapinin ikincisi aşaması; kişide en az endişe (korku) yaratan uyarandan başlayarak en korkutucu ve provoke edici görüntülere sahne olan uyarana doğru bir “korku hiyerarşisi listesi” oluşturmaktır.  Bu liste, terapi stratejisini kurgulama konusunda büyük önem taşır çünkü terapi bu listedeki sıralama takip edilerek yapılır. Örneğin uçak fobisi olan birinin korku hiyerarşisi listesi şu şekilde olabilir. (En az endişe yaratandan en çok endişe yaratana doğru sıralanır)

  1. Uçak biletini almak
  2. Uçağa bineceğini düşünmek
  3. Uçuş gününin geldiğini ve valizini topladığını düşünmek
  4. Uçağa bindiğini düşünmek
  5. Havaalanına gitmek üzere yola çıkmak
  6. Havaalanında kalkış ve iniş yapan uçakları izlemek.
  7. Havaalanında bulunmak
  8. Uçağa binip koltuğuna oturmak
  9. Uçağın motor sesini duymak
  10. Uçağın kalkış için hızlanması ve kalkış anı
  11. Uçağın yükselme anı
  12. Uçuş anı
  13. Türbülans

Üçüncü Aşama:

Terapinin üçüncü aşamasında danışan en az endişe yaratan uyaranlardan başlayarak ve o aşamalarda gevşeme tekniklerini de uygulayarak korku hiyerarşisinin üst basamaklarına doğru yol alır. Bu terapi gerek hipnoz altında, gerek gerçek hayatta aşama aşama maruz kalarak, gerekse imgeleme teknikleriyle yapılabilir. Kişi bu duyarsızlaştırma terapisi sırasında aşamaların her birinde rahat hissetmeyi başardığında (artık korkmuyor hale geldiğinde) hiyerarşinin bir sonraki basamağına geçer. Eğer kişi herhangi bir aşamada gerginliği söndürmeyi başaramazsa, listesinde daha altlardaki bir basamağa geri dönerek (veya öğretilen gevşeme egzersizlerini uygulayarak ya da terapist yönlendirmesiyle tekrar derin gevşmeme oluşturarak) tekrar derin bir gevşemişlik hali oluşturduktan sonra, tekrardan listenin en altından başlayarak hiyerarşideki üst basamaklara doğru ilerlemeye devam eder. (“en alt” derken, listede en az korku uyandıran basamak anlamında)

Eğer terapi hipnoz yöntemiyle yapılıyorsa, danışan, fobik durumu -gevşemiş bir hipnotik zihin durumundayken- hipnotistin yönlendirmelerini takip ederek tekrar tekrar imgeleme ve gevşeme  egzersizleri yaparak sürdürür. Eğer terapi gerçek hayatta maruz kalarak yapılıyorsa kişi gerçek hayatta uyaranın her aşamasına aşamalı olarak tekrar tekrar maruz bırakılır. Kişi korku uyandıran uyaranın her aşamasına sırayla maruz kalırken artık listenin her aşamasında istese de herhangi bir endişe uyandıramayacak kadar rahat hisseder hale gelene kadar terapi sürecine devam edilir. Bu süreç, kaygıyı en çok tetikleyen durumu da söndürene kadar kaygı hiyerarşisindeki tüm durumlar için tekrar tekrar uygulanır.

Kaç Seans Gerekir?

Gerekli oturum sayısı kişinin kararlılığına, yapısına, hipnozla etkileşim modeline, fobiden edindiği ikincil kazançların niteliğine, doğasına ve fobinin şiddetine bağlıdır. Genellikle ciddi bir fobi için terapi süreci  5-6 seans ila 12 seansa kadar sürebilir. Hipnozla 2-3 seansta fobisini yenenler de olabiliyor, 10-12 seansa ihtiyaç duyanlar da…  Terapi süreci, danışanla önceden kararlaştırılan terapötik hedeflere ulaşıldığında tamamlanır. (Kişinin korkularının tamamen ortadan kaldırılması zorunlu değildir). Örneğin kedi fobisi olan birisi “ya orada kedi varsa” endişesiyle açık hava kafe ve restoranlara gitmekten kaçınıyorsa, bu durum o kişinin işlevselliğini etkiliyor demektir. Bu durumda bu kişinin hedefi “açık hava yerlerde kedi olsa bile rahatını bozmadan, korkmadan, ürkmeden güzel vakit geçirebilmek” iken, diğer bir kişinin hedefi evinde kedi alıp kedilerle sarmaş dolaş olabilmek olabilir. Bu nedenle terapi hedeflerinin önceden belirlenmesi faydalı olur.

Maruz Bırakma Terapisi İki Şekilde Yapılabilir:

İn vivo – Danışanın fobik uyarana gerçek hayatta ve gerçekten maruz bırakılmasıyla gerçekleşir…
İn vitro
– Danışanın fobik uyarana maruz kaldığını hayal etmesiyle veya hipnoz altında yönlendirilmiş imgeleme egzersizleriyle gerçekleşir. Hipnoz, fobik uyaranın tehlikesiz olduğu ile ilgili telkinlerle danışanın bilinç dışı algılarının yeniden çerçevelenmesine yardımcı olur.  Ayrıca oto hipnoz teknikleri, fobik uyaranın oluşturduğu olumsuz duyguların aşamalı gevşeme metoduyla söndürülmesine yardımcı olarak, kişinin fobik durumla baş etme mekanizmaların güçlendirmeye yarar.

Uçak korkusu, kedi korkusu, yükseklik korkusu, iğne korkusu, örümcek korkusu ve benzeri fobileriniz varsa, bu fobilerle yaşamak zorunda değilsiniz. Destek almak için iletişime geçmekten çekinmeyin.

Yorum yapmak ister misin?